Sayfalar

dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2011 Perşembe

Uzaylılar buralarda yaşıyor olabilir


     Astrobiyoloji dergisinde yayınlanan makalede araştırmacılar farklı kriterlere odaklanan iki ayrı liste hazırladı: Dünya'ya Benzerlik Endeksi ve Gezegen Yaşanabilirlik Endeksi. ABD'deki Washington Üniversitesi'nden Dirk Schulze-Makuch, "Önce başka gezegenlerde de Dünya'dakine benzer koşullar olabilir mi diye sorduk. Çünkü bu koşulların yaşama elverişli olduğunu biliyoruz" diyor. İkinci olarak da dış gezegenlerde bizim bildiğimiz-bilemediğimiz başka yaşam türlerinin yaşama olasılığı var mı sorusuna cevap aranmış.
    Dünya'ya Benzerlik Endeksi gezegenlerin büyüklüğü, yoğunluğu ve ana yıldızdan uzaklığı gibi verileri Dünya'nınkilerle karşılaştırıyor.
   Gezegen Yaşanabilirlik Endeksi ise yüzeyin buzla mı taşla mı kaplı olduğu, atmosferi ya da manyetik alanı olup olmadığı gibi başka faktörleri inceliyor. Ayrıca Ana yıldızdan gelen ışık ya da gelgit çekimi gibi organizmalara enerji verebilecek ne tür kaynaklar olduğuna da bakıyor.
   Gelgit çekimi, bir diğer nesne ile yerçekimsel etkileşimlerin bir gezegen ya da uyduyu içten ısıtmasına verilen ad. Gezegen Yaşanabilirlik Endeksi'nde dikkate alınan son faktör ise kimya: Organik bileşikler ve önemli kimyasal reaksiyonlar için gereken sıvı bazlı çözücüler var mı? 
DÜNYA'YA BENZERLİK ENDEKSİ Dünya - 1,00
Gliese 581g - 0,89
Gliese 581d - 0,74
Gliese 581c - 0,70
Mars - 0,70
Merkür - 0,60
HD 69830d - 0,60
55 Cnc c - 0,56
Ay - 0,56
Gliese 581e - 0,53
GEZEGEN YAŞANABİLİRLİK ENDEKSİ Titan - 0,64
Mars - 0,59
Europa - 0,49
Gliese 581g - 0,45
Gliese 581d - 0,43
Gliese 581c - 0,41
Jüpiter - 0,37
Satürn - 0,37
Venüs - 0,37
Enseladus - 0,35
GLIESE 581 FARKI    Her iki endekste de üç-dört gezegenle temsil edilen Gliese 581 sistemi, gökbilimciler tarafından yakından izleniyor. Sistem kızıl bir cüce yıldızın etrafında dönen dört (belki de beş) gezegenden oluşuyor.
    İlk listede Gliese gezegenleri ve Mars, Merkür ile Ay'ın dışında bir de HD 69830d gezegeni yer alıyor. HD 69830d, Neptün büyüklüğündeki bir dış gezegen ve Pupa takım yıldızında yer alıyor. Ana yıldıza ideal uzaklık olarak görülen, yüzeyin ne çok soğuk ne de çok sıcak olduğu "goldilocks bölgesi"nde konumlanıyor.

   İkinci listede ise başı Satürn'ün uydusu Titan çekiyor, onu Mars ile Jüpiter'in uydusu Europa izliyor. Europa'da çekim kuvvetinin yarattığı gelgit etkisiyle ısınan bir yeraltı su okyanusu olduğu sanılıyor.
1000'DEN FAZLA ADAY
   Güneş Sistemi dışında yaşanabilir ortam arama çabaları son yıllarda hız kazandı. 2009'da uzaya fırlatılan NASA'nın Kepler uzay teleskobu bugüne dek binden fazla aday gezegen buldu.
   Gelecek nesil teleskopların bir adım ileriye giderek, uzak yıldızlardan gelen ışıkta biyogöstergeler bulması, örneğin bitkilerin ürettiği klorofili belirleyebilmesi mümkün görülüyor. 


25 Eylül 2011 Pazar

Dünya'nın çevresinde anti-madde kuşağı


İnce antiproton kuşağının varlığı kesin olarak tespit edildi.

Dünya'yı sarmalayan antiproton adı verilen ince anti madde kuşağı ilk kez tespit edildi.
Astrophysical Journal Letters dergisinde yayımlanan bilimsel makalede, bu bulguların, dünyanın manyetik alanının anti maddeyi kapana kıstırabileceği teorisini teyit ettiği vurgulandı.
Gözlemi yapan İtalyan ekip, geleceğin uzay araçlarının yakıtı olarak anti maddenin kullanılabileceğini belirtti.

Antiprotonlar, güneşten ve güneş sisteminin ötesinden gelen ve kozmik ışın adı verilen yüksek enerji parçacıklarının doğasını incelemek üzere 2006'da uzaya gönderilen Pamela (Payload for Antimatter Matter Exploration and Light-nuclei Astrophysics) uydusu ile tespit edildi.
Bu kozmik ışın parçacıkları dünyanın atmosferini oluşturan moleküllere çarpıp parçacık yağmuruna yol açabiliyor.
Kozmik ışın parçacıklarının çoğu veya çarpışma sonucu oluşan bu parçacıklar, dünyayı zararlı ışınlardan koruyan simit biçimli manyetik alanlar olan Van Allen kuşakları tarafından yakalanıyor.
Pamela uydusunun hedefleri arasında, çokça bulunan normal madde arasındaki proton ve helyum atomunun çekirdeği gibi az sayıdaki anti madde parçacıklarını tespit etmek bulunuyor.
Makaleye göre, Pamela uydusu Güney Atlantik bölgesinden geçerken, anormal bir şekilde, normal parçacık veya kozmosun bir başka yerinden geldiği sanılan onbinlerce kat daha fazla antiproton tespit etti. Bunun Van Allen kuşaklarına benzer antiproton kuşaklarının kanıtı olduğunu belirten İtalyan bilim adamları, bu kuşağın dünyanın yakınındaki en büyük antiproton kaynağı olduğunu kaydettiler.
Araştırmada yer alan Bari Üniversitesi'nden Alessandro Bruno, kıstırılan antiprotonların, atmosferin bileşenleriyle etkileşime girdiğinde özellikle alt tabakalarda ortadan kaybolduklarını belirterek, birkaç yüz kilometre irtifanın üzerinde bu kaybın belirgin şekilde azaldığını, üst tabakalarda çok daha fazla miktarda antiprotona rastlandığına işaret etti.
Gözlemlerinin en önemli bölümlerinden birinin antiprotonların harika bir enerji kaynağı olduğuna dikkat çeken İtalyan bilim adamları, bunların, benzinin yanmasıyla ortaya çıkan bir kimyasal tepkimeden 10 milyar kat daha fazla enerji ürettiklerini kaydetti.

DÜNYAYI ŞAŞIRTACAK YENİ TEORİ!..


Yeni bir teoriye göre Dünya'nın yörüngesinde geçmişte muhtemelen 2 tane ay bulunuyordu ve küçük olanı 4,4 milyar yıl önce büyüğüne çarparak, bugünkü halini aldı. 
Nature dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Ay'ın Dünya'dan görünmeyen yüzünün neden daha tepelik olduğunu merak eden bilimciler, "iki Ay" olasılığına ulaştı. 
Teoriye göre, Dünya'da henüz yaşamın ortaya çıkmasından çok önce, yörüngesinde iki ay vardı. Birbirinin ardı sıra dönen iki aydan küçüğü, 3 kat daha büyük ve 25 kat daha kütleli olan büyüğünün çekim etkisine girdiği anda çarparak bugünkü Ay'ın ortaya çıkmasına yol açtı. 600 mil enindeki küçük ay, büyüğüne, saatte 8.000 kilometre hızla çarptı. Bu çarpışma, her iki Ay'ın kayalarını eritecek bir ısı ortaya çıkaracak şiddette olmadı. Bilimciler, bundan daha hızlıbir çarpışma olsaydı, Ay'ın yüzeyinde dev bir krater oluşacağını, ancak daha yavaş bir çarpışma olduğu için krater olmadığı, geniş bir çevreye kaya saçıldığı, Ay'ın görünmeyen yüzündeki bu tepeleri oluşturduğu sonucuna vardı.